Pazar, Aralık 15, 2013

Bir Pazar sabahı geri gelen keyif. Yavaştan.

Bazı çözümler belki de çok basit gözüktüğü için rağbet görmüyor. Mesela kaç gündür şu sabahın dördüne kadar yatakta debelenip anca uykuya dalmanın çaresini arıyordum. İleri al, geri al, yokuş aşağı it. Olmadı. Sonra evvelki gece, gene uykusuzluktan sinir içinde kalınca aklıma dahiyane bir fikir düştü.

"Şu an bulamayacaksın bunun çaresini, daha evvelden önlemini alacaksın." "Yani?"
"Yani yarın sabah öğlende kalk her zamanki gibi. Sonra beşten sonra çay/kahve içme, mandalina yeme, çok enerji veren şeylere rağbet etme."
"Hadi len! Bu çok bilindik bir şey."
"Eee yap işte o zaman. Yapıyor musun?"

İyi hadi bakalım. Madem en kurtarıcı söz "delilik aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar elde etmeyi beklemektir." Farklı bir çözüm denemek adına bu fikre bir şans verdim. Canım deli gibi kahve çekerken yemeğin üstüne pek de inanmadan yaseminli yeşil çay içtim, bağrıma taş basıp. Üstüne ıhlamur. Balsız. Limonsuz. Akşam da uykum gelince kaçırmadan yattım yatağa. Saati 8-9 saat sonrasına kurmuştum. Dalmışım. Gözümü açtığımda saate baktım kiiiiiii...Yes!!! Sekizi yirmi geçiyor. Daha alarm çalmamış. Güneş pırıl pırıl parlıyor. Sabah olmuş.  Budur!!!!! Eski düzenim! Hem de bir gecede!!!

Sonrasında gelsin, marulun üstüne iki dilim pembe domates, suya kırılmış yumurta, zeytin, çay. Keyif işte.


Öykü bitmek üzere. Dün bin bir macerayla ulaştığım kütüphane istisnai olarak kapalı çıkınca söylene söylene dümeni Zencefil'e kırdım. Starbuck's çok gürültülü ve kalabalık olur çalışamam diye düşündüm. Arada Pandora'dan yeni bir kitap aldım. İlk Vladimir'den duymuştum kitap fuarında. Sonra da Qunegond'dan. Referanslar sağlam yani. Kara kitap'ın sırları. Edinmem şarttı. Ha, Kara Kitap'ı okudum mu? Hayır. Teşebbüs etmiştim ama yeni çıktığında. Kardeşim bavulunda Lyon'a getirmişti. Kenarından bulaşmıştım sonra sarmamıştı.


Diğer kitaplarım da geçen gün kütüphanede çalışmaya ara verince bulduklarım. Offf fotokopilerini mi çektirsem. Referans kitabı gibiler. An Introduction to Fiction, The story and its writer, an Introduction to Short Fiction, ve Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e mektuplar.


Ne diyordum? Zencefil'e gittim. Yazdım çizdim iki sayfa. Sonra herkes yemek yerken benim kağıt kalemle haldır haldır çalışmam hoşuma gitmedi. Cezalı gibi hissettim kendimi. Zaten öyküyü bitirmiştim. Son finali yazacağım. En fazla 100-150 sözcüklük iş kaldı. Dün yazdıklarımı da bugün temize çektim. İçime sindi mi? Sindi diyelim. Şaheser filan değil elbet. Sadece eli-yüzü düzgün okunabilir bir öykü. Umarım altzine yayımlaya layık bulur yine de. Ah bir de mahlas bulmam lazım kendime. Mahlasla yayımlanmaya karar verdim. Hayır son kararım değil. Her an cayabilirim. Çünkü caymak benim göbek adım bebeğim. Tabe. Küçük Joe Caymak Bişey. Evet. 

Yapılacaklar listem çok heyecan verici. Mısır ekmeği, taze otlu tereyağ. Dün Zencefil'den özendim. Zaten pırasalı kişini bire bir yapabilmiştim. Tabii eve filan da tam gün ayırıp çeki düzen vericem. Banyo batık halde. Çamaşırlar dağ olup üstüme yıkılıyorlar. O daha az heyecan verici kısmı listenin. Ama şu öykü bitsin. Yollayayım bir hele. İyi olacak. Haydin bakalım, iyi Pazarlar.




4 yorum :

  1. Ah Zencefil....! Ne çok zamanım geçti, ne güzel şeyler yedim, ne tatlı insanlarla sohbet ettim orada.. Hepsi 2004'ten önce, hala açık olduğunu bilmiyordum, ne güzel!

    YanıtlaSil
  2. Demek sen de bir Zencefil müdavimisin. Evet hala açık Ceren'ciğim. Yirminci yılı sanırım. Ben istediğim kadar sık gidemiyorum malesef. Ama kapanırsa çok üzüleceğim mekanlardan.

    YanıtlaSil
  3. Geçen yıllarda öyle çok yer kapandı ki, artık İstanbul benim İstanbul'um değil diyorum bu nedenle.. Bambaşka bir şehir oldu sanki.. Ben komaya girdim, uyandım ve bir zamanlar yaşadığım kent değişmiş, tanımadığım bir kent olmuş gibi. Can acıtıcı.

    YanıtlaSil
  4. Pfff Istiklal'deyken o gün ben bile aynı şeyi hissettim. İstiklal eski Istiklal değil artık. En güzel zamanlarını biz yaşadık 90'larda. Hadi 2000'lerin başına kadar. Sonra tadı tuzu kalmadı. Hele şimdi hiç...Istanbul için de Boğaziçi Üniversite'sine evimden taksiyle ulaşmam bir buçuk saati iki saati bulunca, dedim bitmiş artık Istanbul, burada ne işim var? Ama işte gene de kültürel sosyal faaliyetler burda. Hakkını verebiliyor muyum? Kesinlikle hayır. Yeni yıl hedefimin en önemli kalemi sanırım bu olacak. Sosyal kültürel faaliyetlerin hakkını vermek ya da burdan taşınmak. İkisinden biri. Öbür türlüsü çok anlamsız.

    YanıtlaSil