Salı, Kasım 05, 2013

Küçük şeyler.

Küçücük şeylere tutunuyorum. Yoga yaptım mesela az evvel. Brokoli pişirdim buharda. Türk kahvesi yaptım. Bir tane çikolata kaplı lokumum kalmış. Ona tutundum mesela. Yazmak hala küfür gibi geliyor. Bu haldeyken hala daha bloga post girmekten utanıyorum. Ama yazmazsam patlarım. Bir şey demiyim ama yeter ki yazayım. Bir yorgan gibi üzerimden kayan hayatı ucundan tutup tekrar örtünme dürtüsü gibi bir şey.

Bu arada kalp ilacı almaya başladım. Heyecana bağlı yüksek tansiyon ve nabzı dengelemek için.

O dövmeyi yaptırmalıydım ah...Bu da geçer.

Olumlu şeylere odaklanmalıyım. Fırtınanın ortasındayken bile. Özellikle fırtınanın ortasındayken. Yarın sabah da yoga yapmalıyım mesela. Çok iyi geliyor. Kendime dönmeliyim. Meditasyonu unutmuşum bak. Şimdi yazarken aklıma geldi. Fırıl fırıl dönen dümenin başına ancak öyle dönebilirim. O dümenin yavaşladığını hayal etmeliyim. Gökyüzündeki bulutların dağıldığını. Ferahlığı hayal etmeliyim. Sakinliği. Huzuru. Mutluluğu. "Şu an mutlu olmam için ne lazım?" diye sorabilmeyi utanmadan, sıkılmadan. Bu çok basit ve etkili soruyu post it yapıp masa üstüne yapıştırmalıyım.

Bir tütsü yakmalıyım. Ortalığı toplamalıyım. Yapabileceğim şeylerin listesini çıkartmalıyım.

Olumlu şeylere odaklanmalıyım. Fırtınanın ortasındayken bile...


7 yorum :

  1. tıpkı böyle, zamana bırakmalı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zamana bırakmak bile değil ki bu...neyse geçiyor yavaştan.

      Sil
  2. ya seni okumayı ne çok özlüyorum :( minik iki adet minik diş çıkarıyor, hayat kabusa döndü.. allahım çikolatalı lokumum bile yok aaaaah.. "yazmazsam çıldırırım!"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim cerencik ya... diş çıkarmalar fenaydı yeğenden biliyorum bende. sonradan ne öğrenmiştim birşey çiğnetiyorlardı çocuğa ama doğal bir şey. neydi offf. hem dişetlerini kaşıyordu hem de hafif uyuşturuyordu. meyankökü diyesim var ama başka birşeydi. neyse bulamıycam.

      Sil
    2. küçük joe...seni "Alkım ım naapmış" diye bloğuna girip baktığım bu gün: biraz önce, mandalina kokulu müzik odamda, yan odadan flamenco sesleri gelirken tanıdım ve minik bi dürtmeyle dümenini ,demek ki kolayca gidebiliyomuş Beyoğlu'na diye birkaç saniye kıskandıktan sonra şimdi Beyoğlu'nda olmak için neler vermezdim diye düşlerken bi an sana yazmak istedim...merhaba, aklına gelen her şeyi nasıl da garip kaçmadan küçük ışıltılı boncuklar gibi sıraya dizebilen ve güzel süsler yaratan küçük joe...bu ışıklı ve yağmurlu; parlak sonbahar gününden sana merhaba :)

      Sil
    3. Sevgili Delikız, yorumunu okudum, epey oluyor, ancak cevaplayacak halim yok. O renkli ortamı çok güzel anlatmışsın, mandalina kokusu, yan odadan gelen flamenko sesleri, ben de o anlatımı ve ortamı kıskandım azıcık, biraz sakinlediğim şu günleriden sana da merhaba...

      Sil
  3. insan en çok yapmadıklarından pişmanlık duyuyor sanırım.

    YanıtlaSil