Pazartesi, Eylül 30, 2013

Denge.

Bugün Eylül'ün son günü. Daha bir sene görmeyiz yüzünü. Yerini abisi Ekim'e bırakacak ama. Öyle boşta kalmak da yok. Burçlar Terazi'ye geçti. Çok merak ediyorum olacakları.

Bir önceki posttaki depresif hal bünyeyi ufaktan ufaktan terketmelerde. Kalıp da yerleşecek diye korkmuştum doğrusu. Eee sütten dili yanan demiş...Bugün sevdiğim adamla vedalaşmamın üzerinden tam bir hafta geçti. İlk önceleri aklım başka konuyla iştigalken bile kalbim sıkışıyor ve biri sanki ruhuma bir şamar atmışcasına içim yanıyordu. Aklıma geldikçe tutulduğum sağanaklar da cabası. Daha önce böyle bir durum yaşadığımı hatırlamıyorum. Bu da böyle kalacak sandım. Aylarca yıllarca sürebilirdi. Yok, çok şükür, o kadar seyreldi ki en son ne zaman olduğunu bile net olarak söyleyemem. 

Zaman her şeyin ilacı derler ya. Yalan. Tembellik edip işi zamana yüklersen, sadece yıllarca sürünen davalar gibi, zaman sana hiçbir şey kazandırmaz aksine kaybedersin, zamanını. Davanı iç mahkemene sunacaksın. Sapla samanı ayıracaksın sabırla. Kim suçlu, kim sorumlu, tarafsız ve adil yargılayacaksın. Kendine haksızlık etmeyeceksin, ama kendini kayırmayacaksın da. Ölçüyü tutturmak bu işin en ince ve en meşakkatli tarafı. Onu tam yapabildin mi, kralsın. Yürümeyen her ilişkide hep iki tarafın sorumluluğu vardır. Hayır efendim. Bazen taraflardan biri arızalıdır. Bazen taraflardan biri açık ara yanlış yapmıştır. Her iki tarafa eşit sorumluluk yüklemeye çalışmak adalet değildir. Bir de şu var: davanın sonucu emsal teşkil eder. O yüzden bazı durumlar aynıyla karşımıza çıkar durur. Daha önce yanlış yargılanmışsa mesela. Aynı yanlış tekrarlanır durur. Zarar verir. Yaa... işte böyle derin mevzulara dalıp dalıp çıktım. Büyük dersler aldım. Biraz tadilat vardı bünyede yani. Haliyle çevreye de biraz rahatsızlık verdim. Sinirliydim. Öfkeliydim. Arkasında iki metre boş yer varken gelip de yaya geçidine park eden araç şöförü öfkemden nasibini aldı mesela. Bana sürekli yanmış simit kakalayan simitçi de. Kendime şaştım öfkemi BÖĞĞĞ diye kusarken. Dedim boşver. Biraz da dünya sana anlayış göstersin. Gösterdi mi, gösterdi. 

Böyle işte. Eylül de böyle geçti. Yazın Datça'da B.'ya diyordum ki, "ben evlenmek istemiyorum, ben hayatımı birisiyle paylaşmak istemiyorum, çok rahatım böyle". Bu fikrim bile değişti. Eski halimi (hemen de eski oldu daha kaç günlük değişim) oyuncağını paylaşmak istemeyen mızmız mızıkçı sorunlu bir çocuğa benzetiyorum şimdi. Diğer yandan, "koca bulmak" için yanıp tutuşan o kızlara da dönüşmedim. Yanıp tutuşmuyorum. Sadece hazırım. Denge yani. "Hiç gerek yok" la "yanıp tutuşmak" arası. Dedim ya tadilat. Dedim ya olacakları çok merak ediyorum. 






2 yorum :

  1. Belki de hep ölçmeden yaşadın. Dengesiz terazilerde üste çektin ağırlığınla, seni taşıyamayanları... Artık denge zamanı. Aman bu halini terk etme, yoksa üzülür(sün).

    YanıtlaSil
  2. Aynen öyle. Hesapsız kitapsız oldum hep. Yanlışmış demek ki. Yanlış yapmışım. Dengesizlik bende olmalı ki hep tepeme çıkardım insanları. Teraziler normal aslında dürüst olmak gerekirse. Bende bitiyor iş. Ne yapalım yanlış yapa yapa öğreniliyor hayat. Zor olan zarardan dönmek.
    Sevgili Adsız senden rica etsem, adını yazmak istemiyorsan bir rumuz koyar mısın yorumlarına, takip etmesi daha kolay olur. Teşekkürler. Sevgiler.

    YanıtlaSil