Salı, Eylül 03, 2013

Bak yine geri geldim.

Geldim gene blog. Yazacak özel bir konum yok. Sadece içimdeki bu sebepsiz yazma gerekliliği ve ben.

Var aslında özel bir konum da ondan bahsetmeyi yasakladım kendime. Bakınız geçen post.

Hayat yavaş yavaş normale dönüyor. Misal geçen iki sabah altıda filan kalkıp yürüdüm üzerine de temiz bir yoga yaptım. Duşunu alıp da ben duş alırken demlenen çayın önüne oturup kahvaltı etmiyor muyum? Off o keyif beni benden alıyor. Dolapta hazır yenecek bir kaç yemek. Ev de temizlendi nihayet.

Birkaç post önce resmini koyduğum elbiseyi biçtim bu akşam. Gözümde büyütmüşüm. Topu topu beş parça. Yakası biraz problem olabilir. Biyesine kumaş yetmedi. Muhtemelen parçalı biye. Ama yakaya biye filan takmayabilirim. Arkaya başka parça ile destek yapabilirim. O zaman sabah kalkıp tela alma zahmetinden de kurtulmuş olurum. Yarın dikeceğim de inşallah, bakalım.

Müzik. Aklımı çok kurcalıyor. Girişsem mi girişmesem mi. Bütün mesele bu. Bir ilgi alanını daha bünyem kaldıramıycak sanki. Evet tamam ikizler burcuyum ama her şeyin de bir sınırı var. Annemle konuştum. Biraz çekindi tabii beni bildiğinden. Bir yandan da yapma demedi. Tam tersine nereden ne çıkacağı belli olmaz dedi. Bir de çok kapsamlı bir konu. Ona bir girsem çıkamam. Hayatımı adamam lazım. Belki hazır değilim henüz.

Üçüncü öyküye bir aydır dokunmuyorum. Öylece kaldı. Elimdeki kitaplar da duruyor. Şairin romanı. Masumiyet Müzesi. Film de izlemiyorum. En son işte Issız Adam. Şu Masumiyet Müzesi'ni artık bitirmeli. Ama hiç sırası değil. Bitsin ki başka kitapları alayım elime.

Şaka maka Eylül olduk. 2013'ün dörtte üçü gitti. Şimdi sonbahar gelecek serin serin. Yünlere sarınacağız. Battaniyelere. Atkılar çıkacak belki. Ne güzel şey şu mevsim döngüsü.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder