Cumartesi, Ağustos 10, 2013

Zamanda yolculuk.

Bugün zamanda küçük bir yolculuğa çıktım öğlen vakti. Babamla beraber oldum. Az önce ayrıldım onun yanından. Ayrılmadan ona ait bir şey aldım. İyi geldi. Yazının sonunda ne olduğunu belki anlatırım.

Einstein'a göre zamanda yolculuk teorik olarak mümkün. Fakat sadece geleceğe doğru. Geriye doğru yolculuk mümkün değil der fizik kuralları. İleri doğru yolculuk edebilmek için ışık hızında gidebilen bir araca binmeniz gerekiyor, siz ışık hızına yaklaştıkça aracın içindeki zaman sizin referans noktanıza (mesela dünya) nispeten yavaşlıyor, yani onlar zamanda hızlı hızlı ileri giderken siz duruyorsunuz, bu durumda geri döndüğünüzde zaman onlar için daha hızlı aktığından, sizin için on dakika geçtiyse onlar için mesela on sene geçmiş oluyor ve bunun adı da zamanda (ileri doğru) yolculuk olabiliyor. Teorik olarak böyle. Pratikte henüz ışık hızına yaklaşan bir aracımız yok. O yüzden pratikte yerimizde sayıyoruz. Ya da herkesle aynı hızda ileri doğru seyahatimizi sürdürüyoruz, zamanın kendi hızında akıp gitmesini bekleyerek. Sabırla.

Ben fizik kurallarını hiçe sayıp geriye doğru gittim. Geçmişe. Aslında hepimizin hergün yaptığı bir yolculuk bu. Uzay çağı aracına filan ihtiyacımız yok. Işık hızları, kuantum, izafiyet teorisi, bunlarsız. Beynimizle. Daha eski moda terim kullanmak gerekirse: hatırlayarak. Hatırladığımız zaman geriye doğru gidiyoruz sonra geliyoruz işte. O kadar sık yapıyoruz ki bunu, bize sıradan geliyor.

Barbunya almıştım manavdan. O krem fon üzerine ebruli fuşya desenleri olan zerzavat. Pilaki yapacaktım hayatımda ilk defa. Hem değişiklik olsun, hem mevsim yaz olsun, hem de hazır yemek olsun diye. Sabahki işlerimi bitirdikten sonra, aldım barbunyayı önüme ayıklamaya başladım. Bilgisayardan da tarif bakınıyorum ama üç aşağı beş yukarı biliyorum nasıl yapacağımı sadece püf noktası var mıdır diye araştırmak amacım. Neyse bir sitede buldum bir tarif. Sitedeki resimde bardağın içindekini bira olarak algılamışım. >>Sonradan baktım arkada duran zeytinyağı şişesinin yansıması>>. Fakat o barbunya ve biranın birleşimi sanki sihirli bir formül gibi bir anda beni geçmişe ışınladı. Barbunya'yı birayla öğle yemeğinde kim yerdi, yazın, balkonda, tahta beyaz masanın üzerinde keyifle? Bundan binlerce ışık yılı önce, babam. Ben de onun anısına, azıcık ılınsın diye barbunyayı en sevdiğim tabağa koydum, tabağı da yemek masasının üzerine, indim marketten bir şişe buz gibi bira aldım, sonra annemlerin evinden bana gelen ender eşyalardan biri olan kırmızı kareli eski mi eski hasır ekmek sepetini koydum sofraya. Biradan bir yudum aldım. Buz gibi boğazımdan aşağı inip ciğerlerimi serinletti. Adadayız farzettim. Zaten bir karga ötüp duruyor arka pencerenin orada. Babam hala hayatta. Sessiz keyiflerinden birini yapıyor. Kolunu dayamış balkonun tahtasına, etrafı seyredip bir şeyler düşünüyor. Önünde tabakta barbunyalar duruyor iri iri, tane tane. Ah! Patlıcan salatası da olaydı tam olacaktı. Biraz da kavun. Bayram sebebiyle hal kapalı tahminimce. O yüzden olmalı bostan patlıcanı bitmişti manavda yoksa listemdeydi. Her hafta yapıyorum. Karpuz vardı dolapta. Üstünden yedim. Adasız, balkonsuz, çocukluğumun hatıraları, babamın anısıyla, bir pilaki, bir bira ile geçmişe gittim. Sonra babam parmaklarının ve avucunun içiyle, elimin sırtını pohpohladı kendine has o hafif hareketle, "hadi" diyeceği zaman bazen öyle yapardı. "Hadi kalk, gitmen lazım. Sonsuza kadar burada kalamazsın."

11 yorum :

  1. afiyet olsun joe.
    hatıralar ve barbunya lezzetli olmuştur eminim.
    sevgiler ..

    YanıtlaSil
  2. Offf!.. Ben de öyle sık annemin yanına gidip geldim ki bu aralar :(

    YanıtlaSil
  3. Sonra babam parmaklarının ve avucunun içiyle, elimin sırtını pohpohladı kendine has o hafif hareketle, "hadi" diyeceği zaman bazen öyle yapardı. "Hadi kalk, gitmen lazım. Sonsuza kadar burada kalamazsın."

    iligime isledi... nasilsin yazarim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enigmaaaaaaam! Sen daha buralara uğrarmıymışsın???? Ne kadar uzun zaman oldu!!!!!

      Sil
    2. tabii ki, ara ara düsünürüm ben seni. ve ugrarim da buralara, bi bakarim ne var ne yok. pek ses vermesem de :)
      fb üzerinden bile bir mesaj yazmistim sana, iki ay oluyor galiba...

      Sil
    3. facebook mesajını almadım ben. İki ay önce tam gezi olayları sırasına denk geliyor. yoksa yoğunluktan ihmal mi ettim? eğer öyleyse çok özür dilerim. of enigmam o kadar uzun zaman olmuş ki...blog dostlukları bir farklı oluyor hele ilk dostluklar. İlk tanışıklıklar.

      Sil
  4. sanirim o siralardaydi evet. hic önemli degil :)

    kesinlikle... her zaman ayri bir yeri oluyor!
    ve her zaman farkli bir sicakligi oluyor :)

    YanıtlaSil
  5. Dukuju...:S (buruk gülümse) <3

    YanıtlaSil
  6. Gülümseme olacak, gülümse değil ...

    YanıtlaSil