Perşembe, Ağustos 29, 2013

Ağustos sıcaklarında yaşayıp giderken.

Ah be günlük...Ah be sana...
Bilsen ne hallerdeyim. Bilsen ne hallerden geçtim. 

Bir tane yazıyı yazdım yayınladım kaldırdım. Belki fark etmişsindir. Belki de diğer terabytelarca bilginin arasında kaynamıştır. Olsun. Konu o değil zaten. 

Bu 2013 tuhaf bir yıl oldu bana. Biliyordum güzel şeyler olacağını ama bu kadarını hayal edemiyordum. Tabii böyle deyince sanki her şey tozpembe hayat bana çok rahatmış gibi gelebilir. Tam olarak öyle denemez. 

Asıl konuyu burada açmak istemiyorum. Sonra bir hafta filan sonra dönüp okuduğumda içimi acıtmasından ödüm kopuyor. On gün sonra moralim tepe taklak olabilir. Tamam sustum.

Ağustos bir yandan süper verimsiz geçti bir yandan bambaşka olaylar oldu. Hepsi sürpriz, plansız, hayatın bana bir hediyesi. Mesela içimi acıtan bazı ilişkiler vardı. Eski bloga yazmıştım bir kez. Önemsediğim birinin bana karşı anlamsız kayıtsızlığı ile ilgili. (ah o yazı dolaylı olarak başıma ne belalar açmıştı...bir yazı yazdım hayatım kayıyordu ve başkalarınınki) Yakın bir zamanda tesadüfen rastladığım, onu uzun zamandır tanıyan birisine açtım konuyu. Dedi ki "seni çok sever". Dedim "belli, o yüzden böyle". Dedi ki "ohooo sıra sana gelene kadar...onlar herkese karşı öyle. kendi çocuklarına bile öyle davranıyor." Anladım ki sorun bende değilmiş. Hiç değilmiş. Sorun ondaymış. Yani sandığım kadar mükemmel birisi de değilmiş. İnsan ilişkileri sorunluymuş. Noktaları birleştirdim. Taşlar yerine oturdu. Her dakika gündemimde olan biri değildi ama hani beyninin gerisinde enerji ısrafı olur ya gereksiz gereksiz. Seni "bir şeyleri yanlış yapıyorum, bir eksiğim var herhalde" diye düşündürür. O bitti. O kadar iyi geldi ki. O çok fena bir his be günlük. Ve ne kadar yer kaplıyormuş fark etmeden. 

Sonra bugün ona yakın bir şey daha oldu. Başka bir çevreden başka birisi ile benzer bir durum yaşamıştım. Bugün insanlar aralarında ondan bahsediyorlardı. "O bir iyi davranır bir kötü" dediler onun için. En yakın arkadaşını da küstürmüş. Ve konuşanlar kesin ondan kaynaklıdır diyorlardı. Yani onun da insan ilişkileri sorunlu. Oysa ben onu mükemmel bir insan sanıyordum. Ağzım açık kaldı. On günde bu ikinci. Ve hepsi çok eski ilişkiler. Yirmi seneden uzun. "Ben de bir tek bana öyle davranıyor sanıyordum." dedim. Bana bakıp öyle bir güldüler ki..."vah vaaaah" gibisinden. Vah gerçekten ama. O da bugünün olayı.

Yaaa işte böyle. Acaba Jüpiter İkizler burcunda mı senenin başından beri? Olabülü. 

Issız Adam'ı izledim geçen akşam. Yeminim vardı bir daha izlemeyecektim oysa. Diğer bozulmuş yeminler çöplüğünü boyladı. Sigaraya da başlamayayım da. İyi gidiyordum. Yarın mı öbür gün mü ne iki sene olacak bıraktığım. Yazık olur çok. Issız Adam...Ne basit bir konu, ne güzel bir film. Melis Birkan'ın karakteri çok gerçekçi, kız da çok doğal oynuyor. Senaryo da sağlammış aslında. Basit ama sağlam. Çekimler çok süper. Sadece esas adamın oyunculuğu biraz zayıf kalıyor. Bir de o kadar karizmatik değil. İki bin sekiz yapımı. Beş sene öncesinin filmi. Hey gidi. 
                              Bu şiire başladığımda nerdeydim                              Şimdi nerdeyim.  (Murathan Mungan)






Hiç yorum yok :

Yorum Gönder