Cumartesi, Temmuz 20, 2013

Homo domesticus.

Eğer ev işleri bir oyun olsaydı ben şu anda level atlamış olurdum. Tatilden döndüğümden bu yana, yani Pazartesi hariç Salı gününden beri nefes almadan evin işleriyle uğraşıyorum çünkü. Evet kendimi aştım hem de şaştım bu işe.
Ocak temizlemek mesela. Günlerce süründürdüm o işi, en sona kaldı. Listelere yazdım yazdım erteledim. Dün en sonunda başına geçince aklıma Mr. Muscle'ın etiketindeki kullanım kısmını okumak geldi. "Yüzeyin üzerine üç dört kez püskürtün." Robot gibi söyleneni düşünmeden yaptım (level atlamak böyle birşey). >>Normalde bir kere fıslardım. Ve ova ova canım çıkardı. Ve gene de tam olmazdı. Artık olduğu kadar deyip bırakırdım.>> "Bekletin". Beklettim. "Islak bir süngerle silin." Islak süngerin yeşil kısmıyla gene eski tertip ovaladım çünkü bir fark edeceğine inanmıyordum. Amanın! O da nesi! Mucize gibin. Vallahi temizlendi. Çıkmayan kısımlara bir daha püskürttüm dörder dörder. Çıkıyor valla! Minimum ovalamayla ocak ilk günkü gibi oldu. Sanırsın ayna.
Bugün en son yerleri sildim ve bitti. Gelecek haftaya kadar sadece yemek yaparken dağılan mutfak toplanacak. Yıkanacak çamaşır bile bitti. Ne pişireceğim de belli (excel dosyasında hazır) ve malzemelerin hepsini aldım (bir haftalık yemeğe göre hesaplayıp) yığdım temizleyip gıcır gıcır yaptığım buzdolabına. Market alışverişine bile çıkmak yok sadece son anda alınması gereken tek tük gıda hariç. Fiyuuuu....

Birazdan oturup asıl meselem olan üçüncü öyküye el atacağım. Yazı kursunda tanıştığım bir kurstaş ilk kitabını yayımlamış. Kıskanabilirdim. Ama Ernest Hemingway diyor ki sadece kendinle yarış. Sadece yazıda değil bence. Hayatta da öyle. Kimsenin şartları birbirinin aynı değil ki. Aile dinamikleri, maddi olanaklar, coğrafi farklılıklar, sosyal çevre ve kişisel farklılıklar bu kadar fazlayken bizi birbirimizle kıyaslamayı kim öğretti?

Yazı...Sanki malzemesi HER ŞEY olabilen bir heykel biçimlendirmek gibi. Hem de fiziken bulundurulması ya da satın alınması gerekmeyen malzemeler. Böyle düşününce çok heyecanlanıyorum.

Önümüzdeki haftayı yazı, bilumum elişi, boyama aktiviteleri ve "life skill" leri öğrenmeye ayırdım. Aklımda bir tablo var. Sırf zevkim için, boyama keyfi için. Sanki çocukmuşum gibi boyayacağım. Ne kadar amatörce olacağı hiç derdim değil. Gelsin güzel günler!





2 yorum :

  1. Ah bu yazıyı dün akşam okuyaymışııım! Dün akşam seninle eş zamanlı olarak, sevdiceğin yüz bininci kez söylediğim halde yüz bin birinci kez kahve bardağını lavaboya bırakmasına sinirlenip (hayır o bardak lavaboya girebiliyor da 10cm altındaki bulaşık makinasına neden giremiyor, bu nasıl bir tembelliktir ki?) akabinde deli evli kadınlar gibi temizliğe giriştim (aslında tamamen tesadüf oldu, yoksa sinirimi temizlik yaparak çıkaran biri değilim ayol) ve 2 aydır bez değmemiş fırını temizlerken 1000lerce km ötedeki anamın ağladığını hissettim ya! Burda mr muscle var mı bilmem, yoksa da bir türevi elbet vardır.. Bu arada aklıma takıldı, reklamlardaki o kaslı adamcaaz hakikateh çıkıverdi mi kutudan??? :D belki o bardakları bulaşık makinasına koyan türdendir, kaçırma diyecektim..

    YanıtlaSil
  2. Ehehehe.
    Sinirin temizlikle çıkabilen birşey olduğunu ben yeni keşfediyorum tabi. Kötü bir şey değil ki çifte faydalı. Hem sinir gidiyor hem de ev cırlop gibi oluyor.
    Kaslı adam çıkmadı ama çıksaydı bu kadar sevinmezdim inan.

    YanıtlaSil