Salı, Mayıs 21, 2013

Sabahın tam üçünde...

Masumiyet Müzesini okuyorum şu sıralar. Kitap basılıp da ilk piyasaya çıktığında ben (önceki) blogumda kendi aşk hikayemi yazmakla meşguldüm ve hikayemin aslını astarını bilen dostlarımdan biri bana özellikle o kitaptan uzak durmamı tavsiye etmişti. Tavsiyesine uymuştum. Şimdi artık o aşk hikayesi...geride kaldı. Yani onun gibi birşey. Yani tam olarak değil. Başedebilirim diye düşündüm. Kısacası cesaret ettim Masumiyet Müzesi'ne bunca zaman sonra.

Neden bana o kitaptan uzak durmamı söylediklerini anladıkça içim acıyor yalnız. Kitaptaki bazı anlatımlar benim (eski) blogdaki yazılarımla benzerlik gösteriyor.

Misal: sayfa 160: Her şeyi şimdiden yoluna koymuştum ve on üç saat kırk beş dakika sonra Merhamet apartmanında Füsun ile buluşacaktım.

Eski blog:26 Ekim 2009 Pazartesi. Sekiz saat kaldı. Kalbim pıt pıt atmaya başladı. Hiç birşey söyleyemeyeceğim. Biliyorum.

Bunun gibi benzerlikler. Bir de bir gün onu görmeye gitmiştim ve mutfak masasının üzerinde Masumiyet Müzesi duruyordu. Onu alıp göya bana çaktırmadan ortalıktan kaldırdı. O bazı bölümleri okudukça neler hissetti diye düşünmeden duramıyorum. Bazen okuyamıyorum bu sebepten yarım kalıyor.

Yine de köprünün altından çok sular aktı. Ben artık farklı bir insanım. Eminim o da öyle.  

6 yorum :

  1. Zaman geçiyor, insanlar değişiyor ve her şeyin izi kalıyor, zaman zaman da kanıyor. Kitap bittiğinde haber sal ki şerefine bi kadeh kaldırayım. Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur sevgili Özgür, salarım haberimi buralardan. Henüz daha var.

      Sil
  2. tadını çıkart tatlım. iyi uykular!

    YanıtlaSil
  3. “Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır. Eğer umutsuzca âşıksak, baba kaybından en sıradan talihsizliğe, mesela anahtarımızı kaybetmeye kadar her şey, diğer bütün acılar, dertler ve huzursuzluklar, her an yeniden kabarmaya hazır olan bu asıl ıstırabımızın tetikleyicisi olur. Benim gibi aşk yüzünden bütün hayatı altüst olmuş biri, diğer bütün dertlerinin çözümünün de aşk acısının sona ermesiyle mümkün olacağını sandığı için, içindeki yarayı istemeden daha da derinleştirir.”

    YanıtlaSil