Çarşamba, Mayıs 01, 2013

Filmler, kitaplar, öyküler: keyifli zamanlar.

Birazdan günün en sevdiğim etkinliklerinden birine başlayacağım. Film izleme. Bu geceki filmim "Soul Kitchen". Vizyona girdiğinde kaçırdığım filmlerden. Öncesinde her türlü ihtiyaç giderilecek, belki kahve french press'te demlendirilecek belki meyveler hazır edilecek. Ama kesin olan şu ki, keyifli bir gece daha beni bekliyor olacak.

Şu an bulaşık makinesi son bulaşıklarımı yıkıyor. Sadece onun içinde devinen suyun sesi ve buraya yazarken çıkan klavyenin tıkırtısı duyuluyor salonda. Mutfak tezgahları boş. Koltukların üzeri de. Sabah yogaya başlamadan önce ortalığı toplamıştım. Koltukların üzerindekileri, yemek masasını filan. Salonu dağınık gösteren şeyleri. Bir de iki posta çamaşır yıkayıp serdim galiba.

Yogadan sonra öğle yemeği için gerekenleri de yaptıktan sonra kağıtlarımı defterlerimi ve kalemlerimi topladım. Yeni bir öykü yazmaktı amacım. Aslında iki şeyi birden yapıyorum. Hem öykü yazmaya çalışıyorum hem de kendi yöntemimi arıyorum. Ta en baştan. Sanki yazmaya yeni heveslenmişim gibi.

Dün de çalıştım. Öyküye konu ararken ve öğlen yemeği için ara verdiğim sırada bir roman konusu, bir mektubun posta kutusuna düşmesi gibi aklıma düştü. En çok zorlandığım nokta bu sanırım. Bir konuya karar vermek. "Kendi konularım" dediğim konuları keşfetmek. Şunu kesin olarak biliyorum. Konuya karar verdikten sonra işlemesini bir şekilde yapabiliyorum. Ama konu seçimi anamı ağlatıyor ve bütün süreci felç ediyor.

Bugün tersten gittim. Önce "free writing" yöntemi ile "ağzıma geleni" yazdım. Sonra ağzıma gelenin konusunu çıkardım. Beğenmedim, o ayrı. Ama bir konu çıktı mı? Çıktı. Benim konum muydu? Evet, hem de katıksız. Onun üzerinde oynamalar yaparak onu beğenilir kılabilir miyim? Evet, olabilir.

Şu anda canımı en çok sıkan şey kitap okumaya zaman ayırmayışım. Onu da halledersem çok süper olacak. Kütüphaneden Paulo Coelho'nun Elif'ini, Saramagos'un Körlük'ünü ve Şeker Portakal'ını aldım. Elif'e başladım biraz ve keyifli gidiyor. Umarım bitirebilirim.

Neyse şimdi gitmem lazım. Bütün geceyi post yazmaya ayırmak istemiyorum. Filmim beni bekliyor. İyi geceler küçük Joe.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder