Pazartesi, Nisan 01, 2013

Yoğun yoğun.

Ooo günlük ne yoğun bir gündü bugün bir bilsen. Tabii ki bana göre yoğun.

Sabahtan flash bellek'e öyküyü yükledim, özgeçmişi güncelledim ve kaydettim. Diyeceksin ki hangi öykü. Evet yenisini yazamadığımdan dergiden çektim Ocak'ta yazdığım öyküyü ve aldığım gibi yarışmaya postaladım son bir cila çektikten sonra.

Kırtasiyeciden zarfları aldım. İnternet kafeye vardım nefes nefese. Veeeee bir de ne olsa beğenirsin? Cd'yi almışım, zarflar hazır, kalem falan filan fakaaaat flash bellek yok. Yok da yok. Evde kalmış. Pffff....Neyse otobüse atladım, eve geri döndüm falan filan. Sonra tekrar internet kafe, bastırdım kağıtlara. Kağıtlara bastırırken kafe'deki kadın okumuş bulundu özgeçmişimi. "Ne güzel işler yapmışsınız" dedi en içten haliyle, sanki kendi kendine söylüyor gibiydi. Ve sabahtan beri bu söz aklımda dolanıyor. Ben mi güzel şeyler yapmışım? Oysa boş gezenin baş kalfası gibi hissediyorum kendimi. Bir baltaya sap olamamış bir serseri. Başka yerden bakınca farklı mı gözüküyor demek? Eh bu iyi birşey. Çok iyi birşey. Sonra öyküyü aldım zımbaladım, katladım, zarflara paylaştırdım. Çıkarken kafeci "hayırlı olsun, güzel haberlerinizi bekliyoruz" dedi yüzünde gülümsemeyle. İçimde birşeyler eridi. Olur da herhangi bir ödüle layık görülürse öykü, söz verdim kendime, gidip kafeciye söyliycem. Sonra kargo şirketine gittim. Zarfın üzerinde Sarıyer belediyesi "Öykü yarışması"-Yetişkin diye ibare yazmıştım. Kargodaki kızın gözü zarfın üzerindeki yazıya takıldı. Baktı baktı baktı.  Sonra yüzünde kocaman bir gülümsemeyle: " Sonra ne yapacaksınız? Kitap mı yazacaksınız?" dedi. Yani yarışmayı kazandıktan sonra. "Yazabilirsem tabii" dedim. Ondan da bir hayırlı olsun temmennisi aldım.

Saat dörtte film festivaline biletim vardı. Önce karnımı doyurayım diye civardaki bir kafeye girdim. Geçtim bir masaya oturdum. Yan masamda bir grup bir dizi senaryosu üzerine konuşuyorlardı. Karşımdaki masada hoş bir genç kalın bir kitap okuyordu. Masumiyet müzesi'ymiş, sonradan gördüm. Tanışmak isterdim. Fakat tabii ki öyle birşey olmadı. Sonra aynı anda kalktık. Ben festivale yollandım.

Filme girmeden iki ayrı tanıdığa rastladım. Çok hoşuma gitti. Film baya bir iyiydi. 7 kasa. Görmeyen varsa tavsiye ederim. Heyecanlı ve finali güzel bağlamışlar. Ordan çıktım tanıdıkla sohbet sonra da anneme. Onunla da sohbet ettik. Sonra da evime geldim. Çok yorgunum. Bünye bu kadar faaliyeti kaldıramıyor. Yarın da filmim var. Akşam da yeni televizyonumu getirecekler. Sabah da bir yere uğramam lazım. Saksı filan da alıcam. Ve toprak.

Öyle işte günlük. Öyle çok yorgunum. Saat da ne zaman 23.00 olmuşsa olmuş. Birazdan yatarım herhalde. İyi geceler küçük Joe.

6 yorum :

  1. Sen başlığa yoğun yoğun yazmışsın ama, ben onu güzel güzel diye okuyorum izninle.. Dolu dolu, ne güzel bir gün olmuş. Yarışma için kocaman bir BOL ŞANS! Masumiyet Müzesi'nin arkasındaki giriş bileti sohbeti bir güzel başlatırdı ki aslında ;) Bugün benim de aklımda saksı ve toprak alma fikri dolandı bir ara, tesadüf. Neler dikeceğini sabırsızlıkla bekliyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyordum zaten. Başkası olsa sohbeti başlatmayı başarırdı diye. Bir de bu yüzden kıvrandım ben yapamıyorum diye. Gene olsa gene yapamam. Bir de uzak bir masadaydı. Konum olarak karşımda kalıyordu ama metre cinsinden aramızda iki buçuk metre filan vardı. Ordan oraya laf atamazdım. Şans dileğin için teşekkür ederim Cerenmus. Saksıya da farklı bir şey dikmedim sadece sevdiğim birisi için elime geçen elma çekirdeklerini ekmiştim ve tuttular onu ayrı saksıya alıp götürecektim. Yarına kaldı zaten. Bir de yoğunluk benim de hoşuma gitti.:)))

      Sil
  2. Merhaba,
    Öykü yarışmasında bol şanslar dilerim size :)

    YanıtlaSil
  3. efenim oncelikle hosgeldim:))

    yeni olduğum için hangi oykü diye soracağım rezil olmak pahasına.
    biz nerden okuyacağız mesela küçük joe.

    ha blokta var bi zahmet baksaydın bulsaydın dersen kırılırım.
    bunu da bastan belirteyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de hoşgeldin absalom.

      Rezil olmak diye bir şey yok. Rahat olabilirsin. Ocak ayında bir edebiyat dergisi benden bir öykü istemişti. Oturup yazmıştım. Normalde yayınlanacaktı fakat bürokratik sebepler araya girdi ve şu tarihte hala yayınlanmadı. Sarıyer belediyesi için uğraştım didindim yeni bir öykü yazayım diye ama olmadı. Ben de tuttum Ocak ayındaki öyküyü yarışmaya yolladım. Burda yayınlayamadığım gibi hiçbir yerde de yayınlanmamış olması gerekiyor. Yarışma kuralı gereği. Bloga öykülerimi yazmıyorum. Hem çalınır çırpılır korkusu da var. Öyle yani :)))) Kusura bakma yanıtlamakta biraz geciktim yorumunu. Malum yoğun günler :)))

      Sil