Cuma, Mart 15, 2013

Son zamanlarda yaptıklarıma bakma ne olursun .

Kaç gündür keyfim kaçmıştı. Mutluluktan şikayet edince o da küstü gitti. O gidince onun yerine eski kilolar geldi. Çok değil iki kilo civarı. Sen hergün tatlı, her gün avuç avuç damla çikolata ye, sonra da aaaa bu tartı bozuldu mu yoksa. Dönmek lazımdı bu yollardan. Ne de olsa en sevdiğim söz: "Delilik, hep aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde etmeyi beklemektir." Çoook durumlardan kurtarmıştır bu laf beni. Gene uygulamaya sokmak gerekti.

Küçük bir durum analizi yaptıktan sonra herşeyin başını neyin bozduğu saptandı. Onun akabinde diğer maddeler sıralandı. Ve yazı bugünlük bir kenara itildi diğer işler öne alındı. Madde madde yazdım excel dosyama. Ve saat 13.00'ten beri daha ancak oturuyorum. Ekmek ve yoğurt hazırladım. Yerler kurusun, ekmeği fırına, yoğurdu dinlenmesi için buzdolabına alacağım. Çıktım bir saatlik yürüyüşümü yaptım. Gelirken meyve ve sebze aldım. Çıkmadan makineye çamaşırları atmıştım. Saat beş gibi karnım acıkınca "ara öğün" niyetine bir tane nefis pembe domates, bir havuç, bir salatalık, biraz peynir, bir kaç yeşil kırma zeytin ve sızma zeytin yağı ile kahvaltı ettim. Üzerinden bir mandalina. Günlerdir doğru dürüst meyve yemiyordum. Sonra ver elinin elektrikli süpürge ve temizlik kovası. Temizlik de oldu bitti.

Şimdi sırada muhasebe kursunun ilk dersinin notlarını temize çekmek var. Bir de geçen hafta yaptıklarımıza bir göz gezdiririm. Tazelenir bilgiler.

Yazı konusunda dün biraz yol katettim. İki tane konu çıktı ortaya. Aslında yöntemimi yazacaktım buraya ama bunun için fotoğraf çekmem lazım ve hava karardı. Bu ışıkta çok kötü olur. Neyse konuları daha işlemem lazım. Bu haliyle içime sinmiyorlar.

Son zamanlarda istikrarla yaptığım tek şey sanırım film izlemek. Ne olursa olsun, gece bir film, olmadı bir belgesel mutlaka izliyorum. Dün gece Bertolucci'nin The dreamers'ını izledim. Yarım kaldı. Beğenmedim. Böyle kendini beğenmiş entel tipler vardır ya, bir ortamda hep dikkat üzerlerinde olmak zorundaymış gibi davrananlar, bir bok bilmeseler bile atıp tutarlar, sofistike insanım ben diye bağrınırlar. Bunların bir kısmı sonradan meşhur olur ya, o zaman işte tadından yenmez. The dreamers sanki öyle biri tarafından çekilmiş gibime geldi. Yani Bertolucci öyle birisiymiş gibi bir izlenim uyandırdı. Belki de yönetmen değil de sadece senaryo yazarı. Kim yazmış diye bakmadım ama. Çok da merak etmiyorum. Çölde çay'ı da o çekmiş. Geçenlerde izledim. Bertolucci baydın beni he...Şimdi fotoğraflarına baktım. Eğlenceli de bir tipe benziyor aslında. Öyle kasıntı bir hali de yok ama...

Geçenlerde televizyonu açtım. Haberleri almak istiyordum. Dikkat sürem ne kadar kısalmış. Eskiden nasıl saatlerce izleyebilmişim? Şimdi bir konu iki dakika bile uzasa toptan televizyonu kapatıyorum. Tamam önce zaplıyorum, ama hiç bir kanalda dişe dokunur bir konu bulamıyorum. Bir tanesi maç yayınlıyor, bir tanesi maç yorumu yayınlıyor, on tanesi reklam yayınlıyor, bir tanesi söyleşi yapıyor ama yayıncılık anlayışı o kadar kötü ki kimle söyleşi yaptığını anlamak için başında açmış olman lazım. Sekiz tanesi kalitesiz yerli dizi, bir iki tane de beni hiç alakadar etmeyen amerikan talk show programı. Bırak ya...

Arada ekmeği fırına attım. Şu an nefis kokular yayılıyor. Akşam yemeği zamanı. İyi geceler küçük Joe.

2 yorum :

  1. Cok ozendiriyorsun beni domestik hayata... Butun hafta sonu evde oturup boyle kucuk isler yapicam sanirim sayende :) Pazar aksami kurs cikisinda bana gel cok trafik olmazsa. Opuyorum cok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay çok güldürdün beni Bal Sultan. Bin sene yaşasam aklıma gelmez domestik hayata özendirme :D Sen de ekmek yap. Bak en keyiflisi o. Hem sağlıklı hem keyifli. Hem ev nefis kokuyor. Hem fırının da var. Hamur kabarırken kitap filan okursun, diğer önemli işleri aradan kaldırırsın. Bir sonraki postta ekmek tarifi vericem zaten. Oricinal. Benim uyarlamam :D

      Sil