Cumartesi, Mart 02, 2013

Nostalji.

Bu gece eski aşklarımı andım. Hepsini değil. Bir kaç tanesini. İçimden konuştum onlarla. Değiştim ben dedim. Aynı ben değilim. Çok sular aktı köprünün altından. Çok şeyler öğrendim. "Seni" dedim mesela en belalı aşkıma, "bir gece rüyamda gördüm. Hala beni düşünüyor musun" diye sordum sana. "Sadece Çarşamba akşamları arkadaşlarla maç seyretmeye gittiğimizde" dedin. Anladım ki o gün günlerden Çarşamba. Ve sen maç seyretmeye gidiyordun. "Bari beş dakika yanına oturayım" dedim. "Gitmen lazım" dedin. "Şimdi tam sırası". Ve rüyamda öylece vedalaştık senle. Ağlayarak ayrıldım yanından. Gidiş o gidiş.

Sonra başka birisi vardı. Hoşça biri. Aşık değildim ona ama o benden çok etkilenirdi ve bunu gizle(ye)mezdi. "Merhaba" dedim ona. "Ben buralardaydım bir zamanlar. Hatırladın mı beni?" Bir dergiden bir fotoğraf kesip saklamıştım. Merdivenli bir ev. Güzel aydınlatılmış. Loş ve sıcak. Mutfak gözüküyordu bir kapıdan. Dar fakat hoş. Hayalimin eviydi o. Yerlerinin taşı çok güzeldi. Geniş ve pişmiş kil gibi. Ve ilerde, o evde, beraber yaşamak isteyeceğim kişiyi düşününce hayalimde işte o belirirdi. Aşık olmadığım fakat hoş bulduğum kişi. Benden etkilenen. Öyle ahım şahım bir yakışıklılığı yoktu ama çekiciydi. Bana göre. Evli olmasaydı iyiydi de. Evliydi işte. Bazı prensiplerim var. Eskiye dayanır. Acı olaylara. O yüzden olmadı. Yoksa kim bilir belki şimdi evli bir kadındım. Onunla.

Bir tanesine dedim ki, biliyor musun birisine çok fena abayı yaktım. Kimseyi öyle sevmedim ben. Ve bil bakalım kime benziyordu? Sana. Fiziksel olarak. Huyu suyu farklı da görünüşü seni andırıyordu. Öyle işte. O bile geçti.

Saate baktım. On bir buçuğa geliyordu. Orda on buçuk. Ne yapıyorlardır diye düşündüm. Belki bir davette sofrada dostlarla sohbet ediyorlardır. Kendi saat onbuçuklarımı düşündüm. Onlar hiç aklıma gelmezken ben neler yaptım o saatte? Konserde miydim? Dışarda bir dostla bir yerde mi buluşmuştum? Evde önemsiz küçük işlerin peşinde miydim?

Yakında bir haber gelir. Bu kadar yoğun düşünmenin ardından hep öyle olur. Oysa hiçbir bağım kalmadı orasıyla. Ama bir şekilde bir haber uçar. Gör bak. İşte buraya yazdım.

Gelmese ne olur ki? Hiç. Önemli olan o değil.

Yarın yeni bir gün. Bakalım neler getirecek.





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder