Perşembe, Şubat 07, 2013

Hafta ortasında durum değerlendirmesi.

Bugün Ş.'la buluşacaktım. Geçen Cumartesi sözleşmiştik. Fakat sabah saat sekizde feci bir karın ağrısıyla uyandım. Ya üşüttüm ya yediğim birşey dokundu. Oysa bir gün önce ne güzel beslenmiştim, ne dokunmuş olabilir ki? Anlamadım, ama öğlene kadar yatakta bir o yana bir bu yana kıvrım kıvrım kıvrandım. Uyudum uyandım. Bilmem kaç kere. Öğlende Ş.'a zar zor mesaj attım ben gelemiyorum diye. Telefonu gidip bulmak bile ızdıraptı. Sonra karın ağrısı geçti kendiliğinden. Ama hala bir halsizlik var üzerimde. Neyse kalktım çay koydum. Ekmek bitmiş. Dışardan almaya da mecalim yok. Yumurta olsa krep yapardım. Ama yumurta da yok. Ancak böyle durumlarda imdadıma koşan formulü uyguladım. Eveeeet!!!! Tarif geliyor. Belki bunun başka adı bazlamadır, gözlemedir, sac ekmeğidir, lavaştır, bilmiyorum. Ben şöyle yapıyorum:

Çukur bir kabın içine tam buğday unundan iki yemek kaşığı koyuyorum. Dolu dolu. Sonra iki yemek kaşığı su ekliyorum. Göz kararı tuz. Bu sefer canım içine kekik de koymak istedi. Kekik de attım içine. Kaşıkla iyice karıştırdım. Tezgahın üzerine un serptim. Hamuru iyice una buladım biraz ıslak olmuştu çünkü. Oklavayla incecik açtım. Tereyağı erittiğim teflon tavanın üzerinde her bir yüzünü yaklaşık beş dakika pişirdim tavanın kapağı kapalıyken. İşte sana en kolayından ekmek alternatifi. Mis gibi sıcacık kekikli peksimetimsi. (Aklıma geldiğinde kabartma tozu de ekliyorum ama pek bir fark etmiyor.) Tabii ki tarifim gene tek kişi için. Dört kişilik ailede pek pratik olmayabilir.

Sonracıma, dün akşam bak ne oldu. Tavsiye üzerine gittiğim bir mağazadan çok uygun fiyata duş jeli buldum. Bir de el kremi. Aldım onları eve geldim. Tezgahın üzerine koydum. Bir şekilde duş jeli tezgaha akmış. Ben de akanı elime alıp gittim onunla ellerimi yıkadım. Tam geri geldim ortalığı toplıycam, AMANIN! O da nesi? Birden sanki on küsur sene önceki sevgilimle geçen güzel zamanlara ışınlandım yanlışlıkla. Nasıl? Nerdeyim? Kimleyim? Ne oluyor? demeye kalmadan, lan! lan! lan! yoksa? Yoksa sevgilinin benzersiz ten kokusu sandığım şey plastik bir şişeye doldurulan bir sabunun kokusu muymuş? Yalnız nasıl seksi bir koku! Hafif, yere bakar yürek yakar...Off...Ve ben o sevgiliyi hayatımdan çıkartana kadar akla karayı seçmiştim. Ve şimdi duş almaya korkuyorum. Hayır ona geri dönmem artık bu saatten sonra ama o kokunun hatırlattıkları da az buz değil. Ayrıca da erkek gibi kokmak istediğimden emin değilim. Halbuki on saat bütün duş jellerini açıp koklamıştım. Şişede durduğu gibi durmuyormuş meğer :D

Başka...Yeniden yapılanmaya son hız devam. Muhasebe kursuna yazıldım bile. Daha başlamadı ama. Bir de stratejik karar kitabı edindim. Şu aşamada bana lazım  olan bir "goal tracking" sistemi oturtmak. Amaç takibi. 2013'ü verimlilik yılı ilan ediyorum kendi adıma.

İçerden içerden tarif edemeyeceğim olumlu değişiklikler yaşıyorum. Bal Sultan sayesinde tanıştığım sesli meditasyon bana hiç ummadığım kapılar açtı mesela. Daha önce normal meditasyonu denemiştim fakat hiç bir faydasını görmemiştim. Sesli meditasyon çok daha başka. Türkçede Beki Bisa'nınkiler dışında sesli meditasyon araştırdım bu kadar faydasını görünce fakat dişe dokunur birşey bulamadım. Fransızca'da da pek bir numara yok. İngilizce'lerde kaldım en son dün akşam.

Evet yeterince gevezelik ettim. Şimdi işlerimin başına dönmem lazım. Görüşmek üzere küçük Joe.


2 yorum :

  1. Bak mide ağrısına papatya çayı çok iyi gelir, çok sıcak olmasın ama. Bir de koku hafızası muazzam bir şey, sana katılıyorum. Ben de aynı nedenden badem yiyemem, kremini, sabununu kullanamam. Nedenini kocam dahil kimse bilmez ama ilk sevgilimi hatırlatır badem kokusu bana. Ege'nin badem ağaçlarının o süt süt kokusu!

    YanıtlaSil
  2. Var papatya bende, hem de çaylık. Ah bilsem içerdim hemen. Neyse tekrar olursa o zaman aklımda bulunsun. Teşekkürler Cerenmus.

    Bahçemizde vardı badem ağacı fakat nar ağacı gibi o da okul başladıktan sonraya saklardı meyvelerini...Badem kokan bir sevgili...Edebi bir metinden çıkmış gibi.

    YanıtlaSil