Pazar, Ocak 06, 2013

Ne yapıyorsun diye soranlara...

İşte girdik yeni bir yıla daha. Sağlıkla değilse bile çok ciddi bir rahatsızlıkla da değil. Üşütmüştüm. Sanırım grip salgını var ortalıkta. Geçti ama. Şimdi de kadınsal durumlardan iki gündür yatıyorum. O da geçecek.

Bugün bizim Noel'imiz. Bizde, Aralık'ın 25'inde kutlayanlar kadar coşkulu kutlanmaz Noel. Paskalya gibi kutlanır. Aile toplanır, midye dolması ve topik yenir. Giden, sabah kiliseye gider. Herkes birbirine "Isa doğdu ve belirdi, müjdeler olsun" babında bir şey söyler ermenice. Hala daha ezberleyemedim onu. Yıllar önce okuldan bir arkadaşım ezberletmeye çalışmıştı. Bir ara da öğrenmiş gibiydim. Oysa sevdiğim bir şarkıyı ikinci dinleyişte ezberlerim.

Fakat bu akşam aile toplanmayacak. Ailedeki çapraz küsmelerden dolayı. (çapraz küsme: A,  B'ye küs, C de D'ye küs) Annem davet bile etmedi. Yemeği komşuya yapmış. Ona götürecekti. Pek "Merry" bir Xmas değil senin anlayacağın. Zaten bir kaç gün önce de annemin yakın bir ahbabının cenazesi vardı. 2012'nin son sürprizi. Demedim mi ben sana, bir sürpriz daha yapabilir bu 2012 zebevengi son dakikada diye? Al işte.

Alışkın değilim cenazelere. Küçükken annem götürmezdi. Yirmi yaşımdan otuzuma kadar da ben yurtdışındaydım. Neyse işte, diyeceğim o ki çok fena koyuyor. Özellikle dua okunduğunda böğüre böğüre ağlamak geliyor içimden. Duada ne dendiğini bilmiyorum. Çünkü kırapar dedikleri eski ermenice. Günlük konuşma ermenicesinden farklı. Anneme sordum. Papazdan alalım metni ben de bilmiyorum dedi. Güzel fikir. Papazdan isteyelim. Neyse işte ne dendiğini bilmiyorum. Ölümden sonra bir hayat var mı diye sorsan, dinle ilgili tüm diğer sorular gibi çekimser kalırım. Bilmiyorum. Ama eğer insan öldükten sonra, tıpkı yıldızların kütlelerinin varolmaya devam ettiği gibi, ruhu varolmaya devam ediyorsa, o duaların tınısı sanki onun yükselmesine yardımcı oluyormuş gibi hissettiriyor bana. Ve o insanı yaşarken tanıdıysam o an işte mahvediyor beni. Gidiyor işte bu dünyadan. Daha da gelmeyecek. Kimbilir nereye?

Bin tane şey geçiyor aklımdan: insanoğlu varolduğundan bu yana yapılan ilk cenaze töreni mesela. Çok eski arkeolojik kazılarda filan cenaze ritüellerine ilişkin bulgular olduğunu biliyorum. Neyse işte öyle.

Yılbaşından beri denediğim yeni bir tarif var bak sana onu anlatayım. Biraz konu değişsin. Pazı kavurmuştum. Sapları kalmıştı. Değerlendirmek istedim:  buharda pişirdim ben onu. Sonra üzerine keçi yoğurdumdan döktüm. Sarmısak. Nane. Kararında pul biber. Azıcık da zeytinyağı ve tuz. Mmmmh...tadından yenmedi. Keşke saplarını ayrı satsalar. Hergün alırım. Kiloyla.

Sonra başka ne yaptım? Hakan Günday'ın Azil'ini aldım. Ama pek okumaya fırsatım olmadı. Onu okuyacağıma Hakan Günday'ın televizyona verdiği röportajları buldum youtube'dan. Bir de Aslı Erdoğan'ın bir röportajını buldum. Ama edebiyatla ilgili değil. Fizikle ilgili. Higgs parçacığı bulunduğu zaman vermiş. Herhalde kitaplarıyla ilgili röportaj vermiyor. Ne yazık! Sonra film izledim. Kunegond'dun bahsettiği Le nom des gens. Ve bir de yeni keşfettiğim bir blogger'ın bahsettiği Looper. Bunu daha izlemedim ama sadece indirdim. Ah bir de yıllardır hep orda burda duyduğum vefakat alamadağım içimde ukte bir kitabı indirdim: Bird by bird. Anne Lamott. Yazı ile ilgili. Onu da okumaya kıyamıyorum şimdi...

Bu arada bir öykü siparişi aldım. Yeni çıkacak bir edebiyat dergisi için. Ayın 15'ine yetiştirmem lazım. Kolayca yazarım sanıyordum fakat geçen gün başına oturdum. Üç saate yakın. Iıh. Dişe dokunur bir şey yazamadım. 10 gün kaldı. Hatta 9. Çok istiyorum o hikayeyi yazmayı. Kendime iki sayfa limiti koydum. A4 sayfası.   Ne olur güzel birşeyler üretebileyim...üfff. Geç bile kaldım. Yazdıktan sonra bir hafta dinlendirip bir gözden geçirmek isterdim.

Bendeki son durumlar bu işte günlük. Ne yapıyorsun diye soruyorlar? Hiç diyorum bir de...Ne diyim ki? Ne anlatiyim?



16 yorum :

  1. Önce Noel'inizi kutlayım, gerçi tatsız geçmiş ama olsun varsın kutlamak iyidir.
    Sonra pazı saplarına bayıldığımı belirteyim, daha doğrusu pazıyı seviyorum genel olarak, ıspanak ve diğer benzerlerine tercih ederim. Lor ve bulgurla yapılan bir sarması var, içine kimyon konup sarılıyor ve fırında pişiyor, nam nam nefis oluyor Erzurum yemeği imiş,
    Ve son olarak şu öyküyü yazınca okuma şansımız olur mu diye düşünüyorum küçük Joe, ne dersiniz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Leylak dalı çok zarifsin.

      O pazı sapları ah...Haşlamak ve buharda pişirmek arasında inanılmaz bir lezzet farkı var. Buharda pişince tadı olduğu gibi kalıyor. Yoğun yoğun. Ama ıspanağa da bayılırım. Onu da kavurma olarak yapıyorum genelde. Püresinden filan haz etmem mesela. İşte o sarmanın adını duydum da niyetim onu yapmaktı o pazı demetini aldığımda. Fakat sonra bulduğum tarifler hoşuma gitmedi, vaktim yetmedi, pazılar harcanmaya başlamıştı gene eski üsul kavurdum. Lor ve kimyon diyorsun...Bol bir zamanımda araştırmalı onu. Hmm...
      Öyküyü yazdığımda-umarım yazabilirim-derginin adını burdan duyurmayı planlamıştım, gerçek adımla yayınlanacak öykü, bakalım diğerlerinin arasından benimkini tanıyabilecek mi okurlar? ;)

      Sil
  2. Pardon, yakınınız için başsağlığı dilemeyi de unutmuşum, ilave edeyim...

    YanıtlaSil
  3. Shnorhavor Amanor yev Surb Tznund! :) Umarım hata yapmamışımdır ama Doğu Ermenicede Mutlu Noeller anlamına geldiğini öğrenmiştim, aklımda bu şekilde kalmış..
    Cenaze ve kutlama bir arada, tam hayatın gerçeği gibi olmuş :( Mekanı cennet olsun..
    Pazı dolmasını ben de çok severim ama tembellikten hiç yapamam, şimdi yaşadığım yerde de pazı yok nedense, olmadığı için de yapacakmışım gibi canım istedi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vaaaay Cerenmus!!!!! Süpersin!!!!:D Teşekkürler.

      Yaa sorma...:/// Amin.

      Ispanakla mı denesen acaba? Gene en yakını o...Ya da lahana. O da fena olmaz.

      Sil
  4. Mübarek noeliniz kutlu olsun efenim. Dolu dolu bir yazı olmuş. Şurada bir yerde ''beğen'' butonu olsaydı keşke de yorum yapmaya çalışıp kendimi rezil etmeseydim. Blogunuzu ilk takip eden biri olarak bir cevabı hakettim bence :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Deniz :) Yazımı beğenmene sevindim. İyi ki koymamışım Like butonu, yoksa yazmıycaktın yorum bak!? Rezillik ne var? Aşkolsun. Tüm yorumlar cevaplanır efendim, istisnasız. Ha bazılarını geç cevapladığım olmuş mudur? Olmuştur. Bu blogun ilk takipçisi ve de ilk yorumcusu olarak tabii ki yeriniz biraz ayrı olacaktır, diğerleri lütfen alınmasın :D

      Sil
    2. Herkes kibar kibar benle sizli bizli konuşmuş ben desen herkese senli benli...Ki böyle şeyleri de günlük hayatta asla atlamam...Lütfen kusura bakmayın. Rahat bir ortam olsun diye düşünmüş olmalıyım.

      Sil
    3. Şu yukarıdaki yorumunuz sayesinde tam 10 dakikadır ekrana bakıyorum. Acaba bir kusur işledi de ben mi onu göremiyorum diye. Bana bak, yoksa bana laf mı çarptın sen :D Evet, ben yorumları dilekçe yazar gibi yazıyorum belki, arz ediyorum cümle sonlarında :D

      Bence üsluptaki değişkenlik samimiyetin önüne geçmemeli. Ha ben yarın bir gün gelir samimiyetinizi sonuna kadar suistimal edebilirim. O zaman da hoşgörü beklerim sizden. Bana bir hoşgörü borçlandınız bile :D

      Sil
    4. Sadece sen değil ki Deniz, Leylak Dalı da bunca senenin tanışıklığına rağmen hala sizli bizli neyse işte...Ele...Hoşgörü benim göbek adım problem yok :P

      Sil
  5. Küçük Joe, öncelikle bu ne güzel bir mahlas, bayıldım! Komşumdan biliyorum sizin noelinizin daha sonra kutlandığını. Mutlu Noeller biraz gecikmiş olsam da:) O çapraz küsmelerden bizim ailede de bolca var, tam bir saçmalık ama öyle.

    Bird by Bird adlı kitabı yakın zamanda çok severek okudum. Okumaya kıyamamanı anlıyorum. Bakalım sen nasıl bulacaksın? Yazı ile ilişkisi olanların, yazmak üzerine düşünenlerin seveceği bir kitap bence.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Alkım, az önce senin bloglarında şöyle bir gezindim ve ben de onlara bayıldım! Süpper. Bundan sonra sıkı takipteyim.

      Bird by bird muhteşemmiş. Bunca sene boşuna beklememişim en azından. Başladım okumaya tadından okunmuyor şimdi de... Off...

      Noel kutlaması için çok teşekkürler :)))

      Sil
  6. Yeni blogunu sevdim. Arka plandaki desenler çok hoş. Yeni yılın güzelliklerle geçsin dilerim. Yıl sonunda bir tanıdığı kaybetmek tatsız, keder verici.

    Öykün konusunda heyecanlıyım. Ama bekletmeden yolla dilersen bana. Ben de fikrimi söylemiş olayım.

    Kolay gelsin :)

    YanıtlaSil
  7. Heyyyo Vladimir hoşgeldin, iyi ki geldin. Yeni blogu beğenmene sevindim. Güzel dileklerin için teşekkürler.

    Öyküye çalıştım bugün sıkı sıkı. Henüz bir yorum yapmak için çok erken fakat biter bitmez yollayacağımdan emin olabilirsin.

    YanıtlaSil