Çarşamba, Ocak 09, 2013

Karda ev keyfi.

Selam Blog,

Ben gene geldim. Beni özlemiş miydin? Ehuehehe

Acaip keyifliyim:

         * Dışarısı karlı.

         * Ben sabahları artık öğlenden önce saat filan kurmadan kalkabiliyorum.

         * Haziran ayından bu yana toplam altı kilo verdim. Cırlop gibi oldum ayıptır söylemesi. Aynaya bakınca artık kendimi tanıyabiliyorum en azından. Belimin oyuğu maziye karışmamış meğer. Daha bir altı kilo filan daha vermeyi planlıyorum.

          * Ondan sonracıma, hani bir tane sipariş bir öyküm vardı ya, konusunu bir türlü bulamıyordum hani, işte dün akşam konusunu buldum sonunda. İki gündür yapılacaklar işlerin içinde en ön sıraya almıştım. Hatta bir çeviri teklifi geldi arada da 15'ine kadar benden medet ummayın bile dedim onlara. Zaten sonra gene aynı komik rakamları önerdiklerinde hadi dedim, eyvallah. Neyse işte öncelikler konusunda en ön sırada diyordum. Öyle ki sabah çayımı demledim, kahvaltımı bitirdim televizyondan haberleri aldım ve doooğru yatak odasına. Kağıt kalem bilgisayar herşey orada. Fonda Orhan Gencebay "Girme gönlüme" diyordu. Halen daha diyor. Ne güzel parçaymış ya. Sabah televizyonda yeni bir dizinin tanıtımını yapıyorlardı orda duydum, hoşuma gitti. Açtım youtube'u buldum parçayı. Eğer yatak odasından yukarı komşuya ses gidiyorsa, şu anda muhtemelen kusmak üzere.

Ah çok güzeldi...Pencereden dışarı bakınca kar yağıyor, ev sıcacık, ayağımda yün çorap, üzerimde penye rahat eşofman, ben geniş yatağın üzerinde harıl harıl notlar alıyorum. Girme gönlümeee, girme ömrümeee...

Sonra tıkandım. Karnım da acıktı. Hadi dedim daha hava aydınlıkken çık git alışverişini bitir. Sebze-meyve ve profiterol. Evet profiterol. Yanında sütlü kahve. Evet perhizdeyim. Lahananın tarifini de vericem birazdan. Şaka değil.

Geldim alışverişten. Bir de baktım ki bidondaki su anca bir fincanlık. Ohh dedim buna da şükür. Suyu ısıtıcıya koydum. Hamidiye'yi aradım. Bir saat sonra anca gelir dediler. Peki dedim. Benim için hava hoş. En azından biliyim de bir saat oldu hala daha gelmedi diye sinirlenmiyim. Aldım kahvemi tatlımı, yatak odasına konuşlanmıştım ki kapı çaldı.

-Kim o?
-Hamidiye.

Te allahım ya...Herkesin sucusu böyle mi, yoksa bana mı böylesi denk geliyor? Zaman ayarlaması yapmak bu kadar mı zor? İyi hadi neyse ona da tamam. Aslında şimdi çıkıp ikinci parti alışverişi de yapmam lazım ama hiç yerimden kalkasım yok. Zaten kuşlar için pencereye bulgur koyucam diye koca bulgur kavanozunu elimden düşürdüm ve parçalandı ve öylece duruyor  mutfakta kırık camlar ve bulgurlar her yana saçılmış durumda. Bir ara kaldırıcam inşallah.

Şimdi biraz daha Bird by Bird okumak istiyorum. Sonra da sebzelerimi pişiririm. Hah. Şimdi gelelim lahananın tarifine. Aslında buharda pişen tüm sebzelere uygulanabilecek bir tarif ama lahanada bir başka nefis oluyor. Daha çok sebze yemek isteyen herkese buharda pişirmeyi tavsiye ediyorum. Bir tane metal aparatı var, ben Eminönü'nden bulmuştum. Şu anda mutfağımın demirbaşı. Sebzeler doğranmış olarak içine konduğundan çabucak pişiyor.

Misal: bir kişi için çeyrek lahananın yarısını ince ince doğra. Sen lahanayı doğrarken, tencerenin dibine biraz tuz eklediğin suyu (1- 2 parmak kadar) kaynamaya başlasın, üzerine sepeti koy ve kapağını kapat. Birazdan kaynamaya başlıyor o sırada lahanaları sepete koyuyorsun. Kapağı kapatıyorsun. 5-6 dakika sonra lahanalar şeffaflaşmaya başlayınca altını kapatıyorsun. Ben sebzeleri biraz diri seviyorum. İçinden bir servis kaşığıyla (sepet hala sıcak oluyor) lahanaları çukur bir tabağa aktar, üzerine iki yemek kaşığı zeytinyağı, küçük küçük doğranmış sarmısak, tuz, pul biber, ben kuru fesleğen de ekledim. Güzelcene karıştır. Al sana on dakikada hazırlanabilen enfes bir sebze yemeği. Hem de diyet. Makarna pişirmekten daha kolay. İstersen pişerken yanına havuç da koyabilirsin yuvarlak dilimlenmiş. Ben bazen brokoli, patates, yeşil fasulye ve havuç yapıyorum, baget tavukla beraber çok besleyici ve pratik oluyor.

O aparatın en problemli yanı ebatının küçük olması. Tek başına yaşıyorsan ideal. İki kişiyi de idare edebilir. Fakat ikiden fazla değil.

Öyle işte. Keyfim yerinde. Kar için Çarşamba'ya kadar demişlerdi en son dinlediğimde. Son durum nedir bilmiyorum ama Pazar'a kadar sürse ne güzel olur...Ben daha doyamadım.

8 yorum :

  1. Bu lahana tarifini denerim ben :) BU ara kış sebzelerini fırın tornbasına atıp bir kaşık zeytinyağı, çok az tuz ve iki kaşı kadar beyaz şarap ile 15 dakika kadar fırında pişiriyorum. Çok lezzetli oluyor. Ne kadar kilo verdim bilmiyorum ama, sevdğim pantolon ve gömleklere girebiliyorum :)

    Sebze güzel şey diye telkin ediyorum kendi kendimi. Sebze güzeldir, sebze güzeldir. :)

    YanıtlaSil
  2. Ooo ben de senin tarifini denerim. Beyaz şaraplı yemeklere bayılırım. Hem değişiklik olur. Sebze candır. :)))

    YanıtlaSil
  3. Merhaba:)
    Lahanalı sebze yemeğini deneyeceğim,pratik,eline sağlık:)
    görüşürüz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Bahar, hoşgeldin.
      Denedikten sonra yorumunu da beklerim. Ben çok severek yiyorum ama damak zevki işte herkeste farklı.
      Görüşmek üzere.

      Sil
  4. hey hey! bir ses vereyim dedim...
    bir de sen bana her zaman hos zamanlari hatirlatiyorsun :)
    hep daha iyi ol!

    YanıtlaSil
  5. Hey tanıdım seni!!? Nasılsın? Umarım herşey yolundadır :))) Demek güzel zamanları hatırlatıyorum...Ne mutlu...Tekrar İstanbul'a gelirsen görüşmeyi çok isterim. Benim için en son görüştüğümüzden beri çok şey olumlu yönde değişti. Hayat işte. Sen de daha iyi ol :)) Çok öperim.

    YanıtlaSil
  6. Yeni yazıları keyifle okuyunca en başa döndüm, okur okur yazarım artık :))

    YanıtlaSil
  7. Çok mutlu oluyorum eski yazılar hala okununca. Hoşgeldin.

    YanıtlaSil