Cumartesi, Mart 23, 2019

Cumartesi gecesi ateşi*

İşte yeni bir Cumartesi gecesi. Yine evde tek başımayım. Sahildeki restoranlardan henüz müzik sesi gelmiyor. Ortalık sakin, hafta arası gibi. Ben de son yazıdan beri biraz daha iyiyim. Biraz açıldım. Şükür.

Öğleden sonra Kunegond'la buluştuk. Uzun zamandır kimseyle buluşmamıştım. Çok iyi geldi. Nefislerden nefis bir sohbet. Defteri ona götürdüm. Şansıma, son siparişim kağıt etiketler de bugün gelmişti. Artık uzun süre kargo beklemem. Baktı, inceledi, "çok profesyonel olmuş" dedi. Oh... Buydu işte duymak istediğim sözcük, tam olarak bunu hedeflemiştim, eline alan "profesyonel" diye düşünsün. Demek ki başarmışım.

Bu arada bir sanal dükkan açtım ama olmadı. Çünkü yurtdışından ödeme kabul etmiyor. Şimdi başka bir dükkan için çalışıyorum. Onun da komisyonu yüksek. Dükkanın değil de, tahsilat aracının. Neyse yavaş yavaş oturacak herhalde her şey.

Hala ortalığı toplayamadım. Yarın kulaklıkları takıp biraz düzenleme işlerine girişeyim. Sipariş gelmiş defterleri yapayım. Ve dükkanı bitireyim. Bir de haftanın çalışma programını. Kalemkutuları dikemedim hala. Dikip, fotoğrafını çekip, internete koymam gerek. Ama öncelikli olarak dükkan ve gelmiş siparişleri halletmem gerek. Bu hafta yola çıksınlar istiyorum.

Özlediğim şeyler var: mesela yoga, mesela şarkı söylemek, mesela yazmak. Hayatımdan çıkıvermişler. Bir de ne güzel çizmeye ve boyamaya başlamıştım ben. Ama şöyle: bir koltuğa on karpuz sığmayacağına göre ilgi alanlarımdan bazıları zaman zaman öne çıkacak, bazıları beklemeye geri plana çekilecek. Benim bulduğum çözüm ve yaşama biçimi bu. Onu da hadi deyince bulamadım. Yaşaya yaşaya. Sığdırmaya çalışınca düşen, düştüğü için üzüldüğüm ve sonunda kabullendiğim karpuzlarla. O yüzden artık daha rahatım. Ama yeni bir şey bu.

Salonda hafif bir gece cazı çalıyor. Gözlerim kapanmaya başladı. Mutfağa gidip ilacımı içeyim, sonra da dosdoğru yatağa.


------------------------------
*desem de inanma :D Hangi ateş? Hafta arası gibi bir gün işte.


Çarşamba, Mart 20, 2019

İşler güçler ve depresiflikten çıkma yolları

Aslında hiç yazmaya enerjim yok. İsteğim var ama. Zaten son bir buçuk aydır yazdıklarımı beğenmiyorum. Ne bir aydınlanmam oldu, ne derin bir düşüncem, ne bir konuya bir çözümüm, ne doğru dürüst bir keyfim. Sadece bazı sevinçlerim. Dışarı çıkıp balıkyağı almam gerek biraz silkinmek için, fakat ona bile takatim yok.

 Şimdi hala yapmam gereken şeyler var ama yapmayacağım bilerek. Yarın da gün doğacak... Bu saate kadar hep işle uğraştım. Misal teller geldi. Ve kutular. Teli geçirdim. Mıkemmel oldu. Kutular desen...çok dar yaptırmışım. İçine zor sığdı. Biraz kızdım kendime. Her şeyim ucu ucuna diye. Kumaş etiketler Cuma elime geçecek. Kağıt etiketler de bilmiyorum ne zaman. Bugün basıyorlar kağıtları. Pelür siparişi de verdim. Bir de naylon poşet alacaktım ama son dakikada vazgeçtim. Jelatine saracağım.

Mağaza ile yarın uğraşacağım. Umarım bir aksilik çıkmaz ve açarım. G. ün arkadaşının demesine göre öncesinde bir işlem yapmaya gerek yokmuş. Yine de ben A. bey'den haber bekleyeceğim. Ayrı banka hesabı da açacağım. Hepsi yarın. Cuma'dan sonra da ilk gönderimlere başlarım.

-------------

Depresifim son günlerde, bakma oyalıyorum kendimi, siparişti takipçiydi şuydu buydu. Bu akşam sırf manzaram değişsin diye dışarı çıktım markete. Çöp torbası filan lazımdı. Ampül. Ekmek. Öyle şeyler.   Gene yüzüm asık döndüm eve ama işte aksiyon oldu. Hareket ettim. Hava aldım. Sonra koltuğun üstündekileri kaldırdım. Yarın da:

  •  kısa da olsa sahilde bir yürüyüş yapayım diyorum. Çoktandır yapmadım. Ya da daha iyisi bisiklet. Sabah erkenden. Hava bulutlu ve soğuk olacakmış. Tüh. 
  • Bir de etli bir yemek hazırlamalıyım. Moralim bozukken protein almak iyi geliyor. Dün aldım mesela ve bugün bir nebze de olsa daha iyiydim. Belki o yulaflı peynirli çakma börekten yaparım sabah kahvaltısına. Başka ne iyi gelir? 
  • Humus
  • Bir parti çamaşır yıkamak ve asmak. 
  • Depresyon yogası? Ama zaten bisiklete binersem yeterince hareket etmiş olacağım. Binmezsem alternatif olarak depresyon yogası yaparım. 
  • Balık yağı
Bakalım tüm bunlardan sonra açılıyor muyum biraz. Bak şimdi aklımda geldi. Bu gece biraz keten tohumlu tarçınlı chialı az şekerli yoğurt yiyeyim. Yarın akşam da. 

Depresifliğe çözüm aramak bile iyi geliyor biraz. Depresif duygu durumu pasifliği çok sever. Çözüm aramak bile bir aksiyondur.

Pazartesi, Mart 18, 2019

Pazartesi

Bahar gelsin de şuraya kurulayım diye bütün kış gözünün içine baktığım balkonumdayım. Geçenlerde Migros'tan bir rejisör koltuk almıştım ucuza. Ona kuruldum. Ayaklar da balkon demirinde. Hava şu an 22 derece. Güneşli. Sakin. Mis.

Sabah da Adliye Sarayı'ndaydım. Çok gereksiz işler peşinde koştum. Bir dilekçe bırakmam gerekiyordu. Yanlışlıkla bir hakimin odasına girdim. Beni kalemine yönlendirdi. Ben çok anlarım ya kalemden. Hiçbir hukuk kavramım yok. Gene iyi buldum gerekli kişileri. Ama hakimin şaşkınlığını görseydin: "merhaba" diye söze girdim, üstümde harry potter tişörtüm, makyajsız yüzüm, topuz şeklinde geriye toplanmış kirli saçlarım, dizlerime kadar inen gri-siyah hırkam. Ortamların aykırısı olmak bazen hoşuma gider. "Buraya mı gelmem gerekiyordu bilmiyorum dedim. Şu şu işlerim var." Adliye sarayı çok acayip bir yer. Girişte suçlara göre yönlendirme de var. Ay ben nereye kimlerin arasına geldim diye tırsıyorsun ilk defa gelmişsen benim gibi. Bir yanıyla zevkliydi sonra. Değişik bir ortam. Sadece öğle tatiline denk geleceğim diye korktum. İşim tam 12:00'de  bitince hemen kardeşime telefon ve topuk.

Of buranın havası aşırı temiz. Sanırım dibimdeki denizden dolayı.

Adliye'deyken bir mail geldi: sipariş! Hem de tam 3 defter için! Toplamda 5 defter 1 de küpe siparişi etti. Bugün ilk defteri yaptığımın 6. günü. İG takipçi sayısı 50'ye geliyor. Sabah yolda da etiketleri teyit ettim, ve kutuların siparişini geçtim. Kadıköy'e gelmişken biraz da malzeme aldım. Geriye pelür kağıdı bastırmak ve naylon kaldı. Bir de banka hesabı açmak. Ve web sitesini kurmak. Ve saire. Var daha işlerim. Şu teller bir gelsin. Bir de G. 'ün arkadaşına ulaşmaya çalışmadım hala. Ama o kadar yorgunum ki. Gidip biraz kafayı yastığa koyacağım galiba.

------------

O arada bilgisayarın şarjı bitti, ben de salona geçtim, koltukta sızmışım. Sonrasında yatak odasına geçtim ve iki saate yakın uyudum. 

------------

Ve gün akşam oldu. Şimdi gidip biraz haftayı planlayacağım. Ödemeleri yapmadım. Geç oldu ama bugünden yapayım bitsin. Bugün işle ilgili başka bir şey yapmam. Dün gece bir çift küpe daha yaptım. Müziği açıp sakin sakin elişi yapmak ve bunu insanların göreceğini bilmek çok güzel bir duygu. O kadar çok yapıp yapıp hediye ettim ki. Sadece iki kişi filan gördü her birini. Bir ben, bir de hediye ettiğim kişi. Bazılarını yaptım ve kutuda duruyorlar. Sadece ben gördüm. Dünyaya göstermek de satmanın yarısı kadar bir tatmin. 

----------------

Koleksiyonun son ürünü: tek bir tane var. Başka yok. SATILDI.





Cumartesi, Mart 16, 2019

İş kadını

Cumartesi akşamı. Evde yalnızım. Çok uzun zamandır olduğu gibi. Öğle yemeğini geç yemiştim, o yüzden karnım da tok. Belki bir kahve alırım kendime birazdan yazıyı yarım bırakıp. Şu an yapacak işleri bitirdim. Tam keyifle blog yazma saati. Yayıla yayıla. Oh. Mis.

Sabah fazla erken uyandım. Bir süre debelendim, sonra dedim kalk. Kalk. İşkadınısın sen artık. Kahvaltıya oturdum. Bittiğinde saat yediye geliyordu. Biraz mutfağa el attım. Az ama. Öyle dip bucak temizlemedim. Sadece kabasını. Sonra işimin başına geçtim keyifle. Facebook sayfasını açtım. Etiketleri ısmarladım. Yeni tel araştırdım. Bu kendi yaptığım tel olmadı bence. Siyah plastik tel ısmarladım. Kutuları sordum soruşturdum. Yeni ürün yapmaya çalıştım. Olmadı. Başka malzemeyle yapacağım. Keçe ile yapmaya çalıştım ama dikmesi zor bir de olmadı işte dediğim gibi. Söktüm. Polarla yapacağım. O da mecburen Pazartesini bekleyecek. Çünkü elimde siyah polar yok. O arada küpe yapabilirim ama. Bilmiyorum ilgi görür mü? Terapiste söylemiştim bir önceki sefer, "keçeden küpe mi" diye şaşırmıştı. Halbuki basit bir şey. Belki fazla basit. Zaten fiyatı da ucuz olacak. En ucuz ürünüm olmaya namzet. Ah lastik alacaktım ben. Bak unuttum. Yazmalı bunu bir yere. O da ayraç için. Bak o da orijinal bir ürün. Seversin bence. Liste defteri gibi işlevsel bir ayraç. Etiketler gelsin bir an evvel, bir de ambalajı halletmem gerek acilen. Elim kolum bağlı böyle. Neyse bir hafta sonra bu sorun hallolmuş olur. En fazla on gün. Bir de yasal işlemleri sıraya sokmuş olurum. A. bey Pazartesi günü vergi dairesinden bilgi alacakmış. Ben G.'ün arkadaşına da ulaşabilirsem tam olur. Hayır vergi muafiyeti var ama yine de baştan bir işlem yapmak gerekiyordur illa ki. 

Böyle çalıştım öğlene kadar. Sonra anneme gittim. Bugün düne göre daha iyiydi. Ben de daha keyifliydim. 

Geceden de başucuma ikiye böldüğüm soğanı koymuştum. Hemen sinüslerim rahatladı. Tam geçmedi ama kalanı da bu gece geçer tahminimce. 

Bu arada IG takipçi sayısı 40'a geliyor (kalpli gözler).

Facebook da 20 yi geçti bu sabahtan beri.

Şimdi kahve değil ama bir rooibos demleyeceğim kendime. Yanında kurabiyem de var. Haydi biraz başka şeyler düşünmeli.

---------------------

Not: Küpelerin ilk çifti, ilgi görür mü acaba derken, satıldı bile! Seaviews satın aldı defterle beraber. Yuvarlak olanını. Fakat isteyene daha yaparım okurum, ne keçeler ne polarlar bitecek gibi değil :)

---------------------

Yuvarlak:




Damla:



Cuma, Mart 15, 2019

Sessiz takipçiye...

Upuzun bir günün akşamından merhaba sevgili okurum. Bugün erken başladı. Anneme sabahtan gittim. Öğleden önce. İyi değildi. Gece pek uyumamış anladığım kadarıyla. Sesi zayıf, konuşması kopuktu. Orada çok kalmadım.

Cenazeye gidecektim. Karşıya. Biraz erken gidip bir şeyler yemekti amacım, fakat kısa süreceğini umduğum fermuar arayışı uzayınca yemek yattı.

Cenaze, akrabamız gibi yakın bir ailenin yaşlı bir ferdinin cenazesiydi. Ben başsağlığı dilemeye gittiğimde herkes annemi sordu. Ne çok seveni varmış. Herkes hastalığını nasıl farkettiğini anlattı. İyi geldi paylaşmak, onları görmek. Bütün o insanlar benim teyzelerim, amcalarım sayılır. Kendimi bir kabileye ait gibi hissederim onlarlayken. Onlar benim çocukluğumdur, gençliğimdir. Kalabalık sofraların şık giyimli misafirleridir.

Bugün evin oradan da geçtim. Yakın zamanda boşaltacağız. Artık o apartmandan içeri girmeyeceğiz. O dairede başkaları oturacak. Belki de işyeri olur.

Kadıköy'e vardığımda çok yorgundum, kendimi bir an evvel eve atmak istiyordum. Fakat aksi gibi, beni tatsız bir sürpriz bekliyordu rıhtımda: maç günlerine has upuzun dolmuş kuyrukları. Hayır dedim. Bari bugün olmasın. Ama kime dedim...Kendime. Gözümü karartıp taksi tuttum. Ters kolla öbür kulağımızı tuttuk. Aptal aptal işler. Neyse şimdi evdeyim. Şükürler olsun.

Basit bir yemek yaptım. Yedim.

Kardeşime günün özetini geçtim telefonda.

Kahvemi yaptım. Yanında atıştırmalık.

Saat dokuza geliyor. Aklımda günden kalan cümleler: "hepsi bu kadar işte" (helvayı yedikten sonra); "kızamıktan ölecek değiliz ya" (annemin hastalığı için); ve bir de daha kiliseye varmadan, yoldayken IG hesabıma gönderilen sıcacık bir mesaj :"selam joe. ben sessiz takipçilerindenim 6 yıldır. umarım çok başarılı olursun." Dosdoğru kalbime gitti. Teşekkür ederim mesaj sahibine. Bütün gün cevap yazamadım buradan yazmış olayım bari. Ona ve bu yeni IG hesabımda sessizliklerini bozan - ya da bozmayan - tüm sessiz takipçilerime. Bu post özellikle sizler için olsun.

Perşembe, Mart 14, 2019

Gün 2 - Takipçi sayısı 14 - Sipariş 1 !!!!

Kitapta yazıyordu, ofisinizi organize ederken mutlaka, ya beyaz bir tahtaya, ya bir karatahtaya, silinebilir bir yüzeye, her gün, o günün takipçi sayısını, sipariş sayısını, çevrimiçi mağazasını gezen sayısını not edin, sizi çok güzel motive eder yazmıştı. Daha ona sıra gelmemişti ki...evet, geldi o gelmez sandığım ilk sipariş az önce. Oley!

Tam temizliği bitirmiş yorgunluk kahvemi elime almış, atölyede bilgisayarın karşısında kahvemi yudumluyordum, fb'tan bir arkadaşım sipariş vermek istediğini söyledi. Aslında iki tane geldi. Ama biri hep görüştüğüm arkadaşım, burda adı kaç kere geçmiş. Benim adım onda kaç kere geçmiş. O yakın arkadaş kotasından faydalanacak :) Diğeri de yakın, ilk siparişten saydığım, o yüzden bu sınırı çizmek zor, ama çizmek zorundayım. İçimden kimseden para almamak geliyor ama çareyi ona da biraz torpil geçmekte buldum. Bir de fb'ta resim yayınlarsan elbet herkes tanıdık olacak. :)

O yüzdeeeeeen elimi çabuk tutmam gerek. Hem yasal olarak, hem kutular ve etiket açısından.

Takipçi konusunda beni en çok sevindiren ise yarısının adını daha önce hiç duymamış olmam. Muhtemelen sessiz blog okurlarımdan. Ama nasıl bir mutluluk...Yok böyle bir şey. Telefonumda instagram bildirimini açtım. Ara sıra göz atıyorum ve o kareyi görünce: coşku! Ya yeni bir takipçim var ya da yeni bir beğeni aldım demek çünkü.

Bugün "yakın çevre kotası" için defterlerimi hazırlayacaktım, fakat temizlik öne geçti. Bu hastane furyasında eve hiç bakamadım. Nasıl olduysa o kadar çok kirlenmedi. Yani elbette tozlandı ama ahır gibi de olmadı ev. Ki olurdu normalde. İki haftayı geçti. Saymak istemiyorum ne kadar geçtiğini. Neyse pir u pak oldu her yer. Bir de çarşafları değiştirdim. Aslında ilk iş çarşafları değiştirmek oldu.

Güzel bir aksiyon kattı hayatıma bu iş. Şu eksikler de tamamlansın da içim rahat etsin.

Dışarı çıkıp alışveriş yapmam gerek fakat gökyüzü öyle bir renk ki, otur evinde ne işin var dercesine, her an patlayacak gibi. Of ama ben fermuar almak istiyorum. Meyve de...


Salı, Mart 12, 2019

İlk ürün.

Buralar bugün kıştı gene. Isı on derece filan düşmüştür. Yağmur. Gri gökyüzü. Birkaç gün sürecekmiş.

Yeni aletlerle ilk defteri kazasız belasız yaptım. Fotoğrafını yarın filan koyarım. Şu an stayl fotoğraf çekecek enerjim yok. Zaten güzel doğal ışık da yok. Hava kararmak üzere. En zor kısmı keçeye teli geçirmesi oldu ama baktım olmuyor delikleri biraz büyüttüm. Üstüne basit bir aplike bile ekledim. O da zor oldu. İlk önce dikiş makinesi ile yaptım. Hiç beğenmedim. Üstünden el dikişiyle geçtim. Dedim el yapımı olduğu yoksa nasıl belli olacak?

Annemi de görmeye gittim. Az kaldım çünkü nezlem hala tam geçmedi. Umarım bulaştırmamışımdır.

Bir de hala kargo bekliyorum. Son parti. Keçeler. Elimde olanla yaptım. Fakat maliyet iki katına çıkmış. Belki ilk başta yanlış hesapladım. Yine de ilk düşündüğüm fiyatın civarı bir rakama satacağım, biraz üstüne. Kadın da erkek de kullanabilsin istedim tasarımda. O yüzden kalpler çiçekler böcekler yapmadım. Ve kağıdın her iki yüzüne baskı yaptım, daha çok kullanılabilsin diye. Göstermek için sabırsızlanıyorum. Şöyle içime sinen bir fotoğraf çeksem yarın. Yarın fotoğraf günü olsa mesela.

Sabahtan akşama kadar sadece bir meyve yedim. Canım istemedi. Hastalıktan tahminim. Akşam da yulaflı omlet. İçine peynir, maydanoz, taze soğan ve çörek otu ekledim. Az da süt. Yarın da zayıflamış gösterse tartı. Aç kalarak zayıflamak pek tarzım değil ama, fırsattan istifade.

Biraz da mutfağı toparladım kenarlardan. Bulaşık makinesini boşalttım. Kirlileri koydum. Masayı sildim. Mutfak eviyesini domestosladım. Çöpleri çıkardım.

Hayatımın bir günü de böyle geçti.

----------------------

İşte beklenen fotolar: biliyorum bu blogun okurları listeleri sever, ben de listeseverler için yaptım ilk defterimi. Instagram hesabım artık aktif: joezdesign. Son ürünleri yaptıkça ekleyeceğim hesaba.